Biz seninle birbirimize hangi yemeği, hangi rengi, hangi şarkıyı daha çok sevdiğimizi sorarken o Ekim günü, 13 bin kız, 5 bin erkek çocuğu gözlerini açtı Dünya'ya. Bir ülkede insanlar öldü savaştıkları değerler uğruna, bir ülkede deprem oldu hayatlar yıkıldı. Sen benim kalbimde doğarken o gün, başka bir yerde başka hayatlar söndü ya da yandı kimin umrunda. O gün gözlerinde kaybolmak vardı sadece, öyle de oldu aslında...
O gün miting vardı her zamanki gibi İstiklal'in tam ortasında. İnsanlar bir şeyi kabul ettirmeye çalışıyordu çarpık düzene. Bense bir sonraki cümlemi düşünüyordum sana henüz söylemediğim. Bir kadın randevusuna yetişmek için hızlı adımlar atıyor, ayakkabısının topuğu her seferinde o paket taşların arasına giriyordu. Sen bana beni gördüğün günleri anlatıyordun. Kestaneleri yanmasın diye hızla çeviriyordu adam ve daha fazla satabilmek için sesini yükseltiyordu. Ben kalbim göğsümden fırlayıp yere düşüp seni korkutmasın diye onu tutmaya çalışıyordum. Bir çift sarmaş dolaş yanımızdan geçiyordu sanki bize " sizin olmanız gereken de bu" der gibi. Bense sana bayıldığımı nasıl anlatacağımı düşünüyordum.
Ve bir vatman her zamanki gibi işini yapıyordu. Bir güvenlik monoton hayatına küfredip radyodan maçı dinliyordu. Bir arkadaş grubu alkolün de etkisiyle kahkahalarla geçti yanımızdan. Etrafımızda bir sürü hayat vardı, bir sürü insan, bir sürü yaşam. Ama biz birbirimize çekiliyorduk. Ben sana sevgilim olman için ne diyeceğimi bulduğumda, sana söylemek için sabırsızlandığımda, bir polis arabası devriye geziyordu caddede.
O akşam parfüm kokun daha fazla üzerime bulaşsın diye kafanı daha sert bastırırken ben göğsüme, kimbilir daha neler oluyordu Dünya'da. Ben daha o saniyeden içinde "Yağmur" geçen binlerce aforizma üfürürken beynimin bir köşesinde, karşında nasıl eridğimi anlama diye spordan, işimden bahsediyordum sana.
İnsanların hiç bir tanesinin umrumda olmadığı o günü bana yaşattığın için bunca teşekkürüm ve çabam aslında. Sen birden odaya girip ışığı açan ve beni uykumdan yeni uyandırıp gözlerimi kıstıran ebeveyn gibiydin. Göz bebeklerim sana alıştıkça daha fazla açılıyordu. Rahatsızlığı gidiyordu ışığın. Ben sana doğru eriyip dağılırken, merak ediyorum sen ne hissediyordun? Benim gibi titriyor muydu bacakların. Benim gibi kalbin daha hızlı atıyor muydu? Benim gibi düşünyormuydun bilmem kaç milisaniye sonra söyleyeceğin kelimeyi? Beynin allak bullak oldu mu benim gibi? Eve gittiğinden sırıtmaktan uyuyamadın mı sende? Dinlediğin bütün acı dolu aşrkıları silip dans ettin mi o akşam? Bir sonraki görüşmemiz için saydınmı saatleri sen de?
2 Şubat 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder